<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Saglikta.Net - Genel sağlık bilgisi</title>
	<atom:link href="http://www.saglikta.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikta.net</link>
	<description>Sagliniz için Saglikta.Net</description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 Oct 2011 22:07:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kan ve lenfin rolleri</title>
		<link>http://www.saglikta.net/kan-ve-lenfin-rolleri.html</link>
		<comments>http://www.saglikta.net/kan-ve-lenfin-rolleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2010 06:53:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi Ve Kan]]></category>
		<category><![CDATA[işgalcilerin belirlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kan nedir]]></category>
		<category><![CDATA[lenf nedir]]></category>
		<category><![CDATA[lenfin rolleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikta.net/?p=726</guid>
		<description><![CDATA[Kan vücudun dahili taşıma sistemidir. Vücutta sürekli olarak dolanır, dokulara oksijen ve besin sağlar, karbondioksiti ve atık maddeleri toplar. Sinyal veren önemli kimyasallar -örneğin, hormonlar- ve çözünen mineraller kan dolaşımı aracılığıyla yolculuk eder ve vücudun iç ortamının mükemmel bir dengede tutulmasına yardımcı olurlar. Lenf sistemi (&#8220;lenfatik sistem&#8221; de denir) dolaşımda yaşamsal bir öneme sahiptir; dokulardaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/10/kan-nedir.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="size-medium wp-image-727 alignright" title="kan-nedir" src="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/10/kan-nedir-241x300.jpg" alt="" width="241" height="300" /></a>Kan vücudun dahili taşıma sistemidir. Vücutta sürekli olarak dolanır, dokulara oksijen ve besin sağlar, karbondioksiti ve atık maddeleri toplar. Sinyal veren önemli kimyasallar -örneğin, hormonlar- ve çözünen mineraller kan dolaşımı aracılığıyla yolculuk eder ve vücudun iç ortamının mükemmel bir dengede tutulmasına yardımcı olurlar. Lenf sistemi (&#8220;lenfatik sistem&#8221; de denir) dolaşımda yaşamsal bir öneme sahiptir; dokulardaki fazla sıvıyı, ya da lenfi uzaklaştırır ve vücudun yabancı işgalcilere karşı savunma mekanizması durumundaki bağışıklık sistemi içerisinde önemli bir rol üstlenir.</p>
<p>Sıradan bir insanın vücudunda 5-6 litre kan bulunur ve toplu iğne başı büyüklüğündeki bir damla kanda birkaç milyon alyuvar hücresi vardır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><br />
</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>KAN NEDİR ?</strong></span><br />
Kan, plazma adı verilen saman rengindeki bir sıvının içinde yüzen hücreler karışımıdır. Kan hücrelerinin çoğu kemik iliğinde üretilirken, bazı akyuvar hücreleri de dalak ve timüs bezinde üretilir.<br />
Plazmanın yüzde 90&#8242;ı sudur. Suda çözünen maddeler plazma içinde çözünür ve yollarına devam eder. Plazma içinde çözünen maddeler şunlardır:<br />
• Gıda: Sindirim ürünleri, örneğin yakıt ihtiyacını karşılamak üzere vücuttan toplanan glikoz ve yağlar.<br />
• Atık ürünler: Karbondioksit ve üre.<br />
• Hormonlar: Bu kimyasal haberciler kanda salgılanır ve görev yapacakları yere doğru yola çıkarlar.<br />
• Proteinler: Yaşamsal pıhtılaşma faktörleri ve antikorlar.<br />
• Mineraller: Vücut işlevlerinin sürdürülmesinde büyük önemi olan sodyum, kalsiyum ve potasyum gibi mineraller.<br />
Suda çözünen maddeler, albümin adı verilen bir proteine bağlanmak üzere etrafta gezinir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>YABANCI İŞGALCİLERLE MÜCADELE</strong></span><br />
Vücudumuz devamlı olarak mikropların (potansiyel zararlı işgalciler) saldırısıyla karşı karşıyadır. Kan, lenf sistemi, belirli görevlen olan hücreler, antikorlar ve çeşitli organlar bağışıklık sistemi adı altında birlikte çalışarak günün her anında tehditlere karşılık verirler.<br />
Lenf sistemi lenf damarları, lenf düğümleri ve lenf sıvısından oluşur. Lenf, dokulardan fazla sıvıyı uzaklaştırmanın yanı sıra mikropları süzer ve lenfosit adı verilen, hastalıklarla savaşan beyaz hücrelerin bulunduğu yer olan lenf düğüm-lerindeki bağışıklık tepkisini tetikler.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>İŞGALCİLERİN BELİRLENMESİ</strong></span><br />
Bağışıklık sistemindeki bazı özel hücreler ve kimyasallar işgalci mikropları tanıyabilecek kapasitededir:<br />
• Vücudumuz sürekli olarak bakteri ve virüsler gibi enfeksiyon etkenlerine maruz kalır. Bağışıklık sistemimiz saldırılara karşılık verir, ayrıca saldırganları da belirler ve bu sayede gelecek defa daha etkili mücadele edebilir.<br />
• Hücre bölünmesi ve gelişmesinde hatalar olabilir, bu nedenle her gün binlerce anormal, potansiyel kanser hücreleri üretilir. Bağışıklık sistemi genellikle bu hücreleri belirler ve yok eder.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikta.net/kan-ve-lenfin-rolleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derideki mantar enfeksiyonları</title>
		<link>http://www.saglikta.net/derideki-mantar-enfeksiyonlari.html</link>
		<comments>http://www.saglikta.net/derideki-mantar-enfeksiyonlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Sep 2010 11:05:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deri]]></category>
		<category><![CDATA[atlet ayağı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[derideki mantar enfeksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[mantar hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[oral kandiyaz]]></category>
		<category><![CDATA[pamukçuk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikta.net/?p=722</guid>
		<description><![CDATA[Milyonlarca mantar doğal bir biçimde deride yaşar. Normal koşullarda, vücuttaki bakteriler ve mantarlar arasında devamlı olarak sağlıklı bir rekabet vardır. Ancak bakteriler herhangi bir antibiyotik kullanımı sırasında yok edilirse, mantarlar serbestçe çoğalacak ve bazı bölgeleri enfekte edecektir. Bilinen tıbbi bir gerekçesi olmadığı halde, bazıları mantar enfeksiyonlarına daha meyillidir. Mantar enfeksiyonları tekrar ederse, bu diyabetin (şeker [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/09/Derideki-mantar-enfeksiyonları.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="size-medium wp-image-724 alignright" title="Derideki mantar enfeksiyonları" src="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/09/Derideki-mantar-enfeksiyonları-300x205.jpg" alt="" width="300" height="205" /></a>Milyonlarca mantar doğal bir biçimde deride yaşar. Normal koşullarda, vücuttaki bakteriler ve mantarlar arasında devamlı olarak sağlıklı bir rekabet vardır. Ancak bakteriler herhangi bir antibiyotik kullanımı sırasında yok edilirse, mantarlar serbestçe çoğalacak ve bazı bölgeleri enfekte edecektir. Bilinen tıbbi bir gerekçesi olmadığı halde, bazıları mantar enfeksiyonlarına daha meyillidir. Mantar enfeksiyonları tekrar ederse, bu diyabetin (şeker hastalığı) ya da daha genel bir bozukluğun göstergesi olabilir. Bu nedenle, koruyucu önlemlerin alınabilmesi için doktora gidilmesinde fayda vardır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>MANTAR HASTALIĞI</strong></span><br />
Mantarın neden olduğu bir rahatsızlıktır. Enfeksiyon kapmış deride genellikle kaşıntılı belirgin, kabuklu lekeler oluşur. Bu hastalık özellikle saçlı deriyi ve kasıkları etkiler. Antifungal krem tedavisi ile hızla kaybolur.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>ATLET AYAĞI</strong></span><br />
Ayak parmakları arasında sıcak ve nemli koşullarda gelişen bu kaşıntılı döküntünün nedeni mantardır. Tırnakları da etkile; kırılgan ve şekli bozuk hale gelirler. Bazı tür ayakkabı ve çorapların giyilmesi ayakların terlemesine neden olur ve bu da enfeksiyonun gelişmesine uyun bir zemin hazırlar. Antifungal kremlerle derideki döküntü çabucak temizlenir, ancak tırnak enfeksiyonu için antifungal tabletlerle yapılacak daha uzun bir tedaviye gerek duyulabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>PAMUKÇUK (ORAL KANDİDİYAZ)</strong></span><br />
Deride normal olarak bulunan Candida albicans mantarı ağız ve/veya vajinayı kolayca etkileyebilir. Ağız ve dilde beyaz lekeler ve kızarıklıklar oluşur ve yanma yapar. Hastalık çoğu kez antibiyotik tedavisinden sonra oluşur, çünkü normalde vücutta Candida seviyesini kontrol eden bakteri yok edilmiştir. Pamukçuk kolayca tedavi edilir ve genelde birkaç günde temizlenir, ancak diyabetliler ya da herhangi bir uzun dönem rahatsızlığı olanlarda enfeksiyon tekrarı görülebilir. Anticandidal krem ve tabletler pamukçuk tedavisinde etkilidir, vajinal mantar enfeksiyonu için de peser kullabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikta.net/derideki-mantar-enfeksiyonlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deri kanserleri</title>
		<link>http://www.saglikta.net/deri-kanserleri.html</link>
		<comments>http://www.saglikta.net/deri-kanserleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Sep 2010 17:17:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deri]]></category>
		<category><![CDATA[bazal hücreli karsinom]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[ben tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[benler]]></category>
		<category><![CDATA[deri]]></category>
		<category><![CDATA[deri kanseri bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kötü huylu melamonun işaret ve belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[kötü huylu melanom]]></category>
		<category><![CDATA[potansiyel kanser hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[skuamöz hücreli karsinom]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikta.net/?p=719</guid>
		<description><![CDATA[Deri kanserinin birkaç farklı türü bulunur. Çoğu güneşin zararlı ultraviyole ışınlarına uzun süreli maruz kalınmasıyla ilgilidir ve açık renk tenliler koyu renk tenlilere kıyasla daha fazla risk altındadır. Deri kanseri çok yaygındır, dünyanın her yerinde milyonlarca insanı etkiler ve her yıl çok sayıda insanın ölümüne neden olur. Buna rağmen, deri kanserlerinin birçok türü erken aşamada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/09/deri-kanserleri.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="size-medium wp-image-720 alignright" title="deri-kanserleri" src="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/09/deri-kanserleri-300x221.jpg" alt="" width="300" height="221" /></a>Deri kanserinin birkaç farklı türü bulunur. Çoğu güneşin zararlı ultraviyole ışınlarına uzun süreli maruz kalınmasıyla ilgilidir ve açık renk tenliler koyu renk tenlilere kıyasla daha fazla risk altındadır. Deri kanseri çok yaygındır, dünyanın her yerinde milyonlarca insanı etkiler ve her yıl çok sayıda insanın ölümüne neden olur. Buna rağmen, deri kanserlerinin birçok türü erken aşamada tespit edilebilirse, başarıyla tedavi edilir. Deri kanserlerinin büyük bölümü yavaş yavaş gelişir, deriyle sınırlı kalır ve vücudun diğer bölümlerine sıçramaz. Bu durumun tek istisnası, kötü huylu melanomdur.</p>
<p>Deri kanseri en fazla tedavi edilebilen kanser türlerindendir, ancak birçok kanser türündeki gibi hastalığın erken teşhisi için, görülen herhangi bir belirtide tıbbi görüş alınması zorunludur.<br />
Deri kanserinin belirli bir nedeni olmayabilir ya da dış etkenler (yakıcı güneşe maruz kalmak gibi) sonucu gelişebilir. Deri kanseri, vücudun başka bir yerinden yayılan bir kanser (örneğin meme, böbrek veya akciğer) yüzünden de oluşabilir. Bu tipte, genelde, daha çok saç derisinde olmak üzere sert deri nodülleri oluşur.<br />
&gt;&gt;&gt; Açık renk tenli kişiler potansiyel deri kanseri risk grubu içinde yer alırlar. Çünkü güneş yanıklarından daha fazla etkilenirler.</p>
<p>&gt;&gt;&gt; Göz kapağında oluşan bu kabarık yumru en yaygın deri kanseri türlerinden biri olan bazal hücreli karsinom olarak bilinir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BENLER</strong></span><br />
Derideki sıradan benler kansersiz mela-nom olarak da bilinirler. Benlerin büyük bölümü kesinlikle zararsızdır, ama bazıları kötü huylu melanoma dönüşebilir. Benler genelde düz, kahverengi, farklı büyüklüklerde ve bazen de kıllı olurlar. Genellikle doğumla oluşurlar, ancak birçoğu da zamanla gelişebilir. Kanserli benler ender görülmesine rağmen, yine de onları kontrol etmek akıllıca olur çünkü oluşabilecek değişimler kanseri işaret ediyor olabilir (bkz. Kötü Huylu Melanomun İşaret ve Belirtileri kutusu). Kıllı benlerin ender olarak kansere dönüşeceğini unutmayın.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM</strong></span><br />
Rodent ülser olarak da bilinir. Bu karsi-nomlar, merkezinde açık yaranın (ülser) olduğu küçük inciler gibi görünür. Bazal hücreli karsinom çoğunlukla güneşe maruz kalan deriyi etkiler, özellikle de burun ve göz çevresini. Çok yavaş gelişir ve diğer organlara yayılma (metastaz) yapmaz. Ancak tedavi edilmezse olduğu yerde yayılarak çevre dokulara zarar verebilir.<br />
Bu deri kanseri yaşlılıkta daha yaygındır. Doktorunuz bazal hücreli karsinom-dan şüphelenirse biyopsi yapılarak (ufak doku örnekleri alınıp test için laboratuara gönderilmesi) teşhis doğrulanabilir. Karsinom ameliyatla alınabilir, radyoterapiyle tedavi edilebilir ya da kanserli hücrelerin tamamen yok olmasını sağlamak için her ikisi birden uygulanabilir. Yüzeysel karsinom, kriyoterapi adı verilen bir işlemle dondurularak tedavi edilebilir. Tedavi etkilidir: Bazal hücreli karsinom-dan şikâyetçi olanların yüzde 90&#8242;ı başarıyla tedavi edilmiştir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>SKUAMÖZ HÜCRELİ KARSİNOM</strong></span><br />
Bu kanserler çıkıntılı sert köşeleriyle ufak nodüllere benzer. Oluştukları yerler:<br />
• Derinin güneş gören bölümlerinde.<br />
• Kronik bacak ülserlerinde.<br />
• Sigara içicilerinin dudaklarında.</p>
<p>Skuamöz hücreli karsinom, bazal hücreli karsinoma benzer. Başlangıçta vücudun belirli yerlerinde ufak, sıkı yumrular olarak oluşur, ağrı yapmaz. Ancak hızla büyüyebilirler. Diğer organlara ender olarak yayılırlar, ancak bazı vakalarda bu durum da görülür. Vücudun birkaç yerinde birden görülebilirler. Skuamöz hücreli karsinom özellikle yüzde oluşur ve tedavi edilmezse büyük zararlara yol açabilir. Ameliyatla alınırlar.</p>
<p>&gt;&gt;&gt; Aktinik keratoz, birkaç yıl boyunca güneşe aşırı maruz kalınması nedeniyle oluşan kırmızı deri büyümesidir. Başlangıçta kanserli olmamasına rağmen deri kanserine dönüşebilir. Bu nedenle alınmaları önerilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>KÖTÜ HUYLU MELANOMUN İŞARET VE BELİRTİLERİ</strong></span><br />
Aşağıda verilen değişikliklerin bir bende görülmesi kötü huylu melanom gelişimine işaret ediyor olabilir.Yeni bir deri büyümesi ya da var olan bende oluşacak herhangi bir değişiklik durumunda en kısa zamanda bir doktora görünmeniz önerilir. Takip edilmesi gereken değişiklikler:<br />
&gt; Ani boyut değişimleri.<br />
&gt; Şekil değişmesi ya da düzensiz kenarlar (normal benler düzgün ve düzenli bir şekle sahiptir).<br />
&gt; Renk değişimleri, özellikle koyulaşarak mavi-siyaha dönüşmesi.<br />
&gt; Kanama.<br />
&gt; Ağrı ya da kaşıntı.<br />
&gt; Benin yumuşaması.<br />
&gt; Benin dağılması ya da parçalanması.<br />
&gt; Eski ben çevresinde yeni benlerin görülmesi.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>KÖTÜ HUYLU MELANOM</strong></span><br />
Kötü huylu melanom en tehlikeli deri kanseri türüdür. Melanositleri (melanin üreticisi hücreler) etkiler ve vücudun herhangi bir yerinde oluşabilirler. Kadınlarda kötü huylu melanom çoğunluklar bacaklarda bulunurken, erkeklerde sırt en yaygın bölgedir. Ender olarak çocuklarda da görülür. Genç yetişkinlerde de oluşur, ancak genellikle orta yaş ve üzerindeki yetişkinlerde görülür.<br />
Bu kanserin güneşe maruz kalma ile bağlantısı vardır ve bu nedenle özellikle açık tenli kişilerde ve Avustralya gibi ülkelerde yaygındır. Oluş sıklığı artmaktadır, çünkü insanlar daha fazla yolculuk etmekte ve bronzlaşmayı sevmektedir.<br />
Bu kansere yakalananların yüzde 50&#8242;ye yakınında benler görülür. Bu benler süratle büyür ve tedavi edilmezlerse vücudun diğer bölümlerine hızla yayılır. Melanom daha ufakken tespit edildiğinde ameliyatla alınarak iyileştirilebilir. Tedavinin ilk adımı kanser örneğinin analiz edilmesidir. Radyoterapi ve/veya kemo-terapi uygulanabilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>POTANSİYEL KANSER HASTALIKLARI</strong></span><br />
Deri kanserine dönüşen (enderdir) belirli rahatsızlıklar vardır, bunlar:<br />
• Bowen hastalığı: Bu hastalık deride yavaş yavaş büyüyen kırmızı, kabuklu lekeler oluşturur. Bu lekeler nadiren skuamöz hücreli karsinoma dönüşür. Doktorunuz mikroskopla yapılacak inceleme sonucunda bu lekeleri teşhis edebilir ve hastalık 5-FU adı verilen ilaçlarla, ameliyatla ya da radyoterapiyle iyileştirilebilir.<br />
• Aktinik (ya da solar) keratoz: Bunlar cildin güneş gören yerlerinde oluşan pembemsi kırmızı kabuklardır ve skuamöz hücreli karsinoma dönüşebilir. 5-FU boyasıyla tedavi edilebilir.</p>
<p>Deri kanserlerinin birçok türü başarıyla tedavi edilmesine rağmen (diğer kanser türlerine oranla sağ kalma yüzdesi çok yüksektir) deri kanseri işaretleri ciddiye alınmalıdır. Korunma, tedaviden daha önemlidir ve güneşe karşı alınacak önlemlerle kanserin gelişimine engel olunabilir.</p>
<p>&gt;&gt;&gt; Alt bacak derisinde oluşmuş kötü huylu melanom resmi. Kötü huylu melanomlar soluk tenlilerde daha yaygındır, çünkü derileri daha az melanin pigmenti (güneşin zararlı etkilerine karşı koruma sağlar) içerir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>DERİ KANSERİ BİLİNCİ</strong></span><br />
Risk grupları şunlardır:<br />
&gt; Açık havada çalışanlar.<br />
&gt; 50 yaşın üstündekiler.<br />
&gt; Radyasyon tedavisi görenler ya da işleri gereği radyasyona maruz kalanlar.<br />
&gt; Çocukluğunda düzenli olarak ağır güneş yanığı oluşanlar.<br />
Birkaç ayda bir her türlü deri değişimlerini, mevcut benleri ve yeni ben oluşumlarını kontrol etmek üzere kendi kendinizi muayene etmeniz akıllıca olur. Göremediğiniz bölgeler için bir yakınınız ya da eşinizden yardım isteyin. Bir değişiklik fark ettiğinizde bunu doktorunuza danışın.<br />
Dikkate alınması gereken değişmeler:<br />
&gt; Dört hafta içinde iyileşmeyen yeni büyümeler ya da ağrılar.<br />
&gt; Kaşıntı, yara, kabuk ya da sürekli kanama yapan noktalar ya da ağrılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikta.net/deri-kanserleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlik sivilcesi (Akne)</title>
		<link>http://www.saglikta.net/ergenlik-sivilcesi-akne.html</link>
		<comments>http://www.saglikta.net/ergenlik-sivilcesi-akne.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Sep 2010 16:54:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deri]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenlik sivilcesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenlik sivilcesi akne]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenlik sivilcesi akne rosacea]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenlik sivilcesi belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenlik sivilcesi işaretleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenlik sivilcesi nasıl tedavi edilir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikta.net/?p=716</guid>
		<description><![CDATA[Ergenlik çağındakilerin yüzde 90&#8242;ını belirli derecede etkileyen yaygın bir rahatsızlıktır. Buluğ çağının başlamasıyla birlikte görülür ve tipik olarak yüzü ve gövdeyi etkiler. Bu bölgeler derinin nemli kalmasını sağlayan yağlı sebum maddesini üreten sebasöz bezler yönünden özellikle zengindir. Ergenlik sivilcesi kızlara oranla erkeklerde daha yaygındır ve oldukça moral bozucudur, çünkü kişinin dış görünümü nedeniyle en hassas [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/09/Sivilce-Ergenlik-Sivilceleri-Akne.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="size-medium wp-image-717 alignright" title="Sivilce-Ergenlik-Sivilceleri-Akne" src="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/09/Sivilce-Ergenlik-Sivilceleri-Akne-284x300.jpg" alt="" width="284" height="300" /></a>Ergenlik çağındakilerin yüzde 90&#8242;ını belirli derecede etkileyen yaygın bir rahatsızlıktır. Buluğ çağının başlamasıyla birlikte görülür ve tipik olarak yüzü ve gövdeyi etkiler. Bu bölgeler derinin nemli kalmasını sağlayan yağlı sebum maddesini üreten sebasöz bezler yönünden özellikle zengindir. Ergenlik sivilcesi kızlara oranla erkeklerde daha yaygındır ve oldukça moral bozucudur, çünkü kişinin dış görünümü nedeniyle en hassas ve utangaç olduğu dönemde ortaya çıkarlar. Akne yetişkinlerde de görülür (acne rosacea) ve ergenlikteki türünün aksine, ileri yaşlarda erkeklerden çok kadınları etkiler.</p>
<p>Aknenin temel nedeni sebasöz bezlerin aşırı sebum üretmesidir. Bu nedenle, cilt belirgin biçimde yağlıdır. Fazla miktardaki sebum deriye ve kıllara akmak yerine kıl foliküllerini ve sebasöz bezleri tıkayarak ufak, siyah noktaların oluşmasına neden olur. Siyah noktanın üst kısmında ke-ratin bir plak oluşacak olursa bakteri (Proprionibacterium acnes) bölgeye yerleşir, iltihaplanmaya ve sivilce kabarcığına neden olur. Ağır vakalarda ya da sivilceler koparıldığında, iyileşme sonrasında deride belirgin izler (keloit) kalabilir.<br />
Aşırı sebum üretimini tetikleyen şey ergenlikte görülen hormonal değişimler olabilir. Yağlı gıda, çikolata ve şeker tüketiminin sivilceye neden olduğuna ya da kışkırttığına dair herhangi bir kanıt yoktur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>NASIL TEDAVİ EDİLİR?</strong></span><br />
Akneyi hızla tedavi etmenin bir yolu yoktur. Tedavi altı ile on iki hafta arası sürebilir ve tedavinin ileride büyük olasılıkla tekrarlanması gerekecektir. Bazen tedaviye iki ya da üç hafta içinde yanıt veren vakalar olabilir, ama normalde daha uzun bir süre gerektirir. Tedavi seçenekleri:<br />
• Başlangıç olarak, akne bakterisiyle savaşmak üzere benzol peroksit içeren kremler ve jeller verilebilir.<br />
• Benzol peroksit etkili olmazsa, yeni saldırı yöntemi olarak antibiyotik kremler veya krem tek başına başarılı olamıyorsa oral antibiyotikler kullanılır.<br />
• Kadınlar açısından, akne oluşumunun engellenmesinde belli tipteki doğum kontrol hapları yararlı olabilir.<br />
• Akne gerçekten çok ciddiyse, uzman bir doktorun vereceği retinoit ilaçlar kullanılabilir. Bu ilaçlara başlandığında, yol açabileceği yan etkilere (örneğin, hamile kadınlara verildiğinde doğum özürü-ne yol açabilir) karşı yakın takip altında tutulmak gerekecektir.</p>
<p>•• •••16 yaşındaki bu ergenin alın bölgesinde akne görülüyor. Bu deri bozukluğunda, aşırı aktif sebasöz bezler kıl foliküllerinin tıkanmasına ve enfeksiyona yol açarak siyah noktaların ve kabarcıkların oluşmasına neden olurlar.</p>
<p>•• ••• Akne, etkilenen bölgenin dikkatle temizlenmesiyle kontrol edilebilir. Ayrıca aşırıya kaçmamak kaydıyla güneşin de faydası görülebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>AKNE ROSACEA</strong></span><br />
Yetişkin aknesi olarak da bilinir. Yalnızca yüzü etkilemeye eğilimlidir. Genellikle 30 ile 55 yaşları arasında görülür. Daha çok kadınları etkiler ve çoğu zaman da aileden gelir. Nedeni kostikosteroit kremlerinin aşırı kullanımı olabilir. Akne rosacea genellikle burnu, yanakları ve alnı etkiler. Beyaz ve sarı başlı kabarcıklar çoğu kez kaşınır ve sızlar. Ayrıca sebasöz bezler iltihaplanabilir. Burun bölgesinin etkilenmesi daha çok erkeklerde görülür ve bu durumda akne rosacea genişler, kızarır ve yara oluşur. Ender de olsa, biefarit olarak bilinen bir göz hastalığı da gelişebilir. Bilinen bir tedavisi yoktur, bu yüzden tedavinin amacı belirtilerin azalmasıdır; krem ve kapsül şeklindeki antibiyotikler kullanılır.</p>
<p>•• ••• 36 yaşındaki bu kadın kronik bir deri hastalığı olan akne rosaceaya yakalanmıştır. Geçici deri kızarıkları olarak başlar ve daha sonra genellikle kalıcı kırmızılıklar gelişir. Bunun ardından, büyük sarı kabarcıklar oluşur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikta.net/ergenlik-sivilcesi-akne.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurdeşen (Urtiker)</title>
		<link>http://www.saglikta.net/kurdesen-urtiker.html</link>
		<comments>http://www.saglikta.net/kurdesen-urtiker.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Sep 2010 16:15:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deri]]></category>
		<category><![CDATA[dermongrafizm]]></category>
		<category><![CDATA[Kurdeşen (Urtiker)]]></category>
		<category><![CDATA[Kurdeşen (Urtiker) belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kurdeşen (Urtiker) doktorunuz ne yapabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Kurdeşen (Urtiker) işaretleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kurdeşen (Urtiker) kronik ürtiker]]></category>
		<category><![CDATA[Kurdeşen (Urtiker) şişlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Kurdeşen (Urtiker) tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kurdeşen (Urtiker) yumrular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikta.net/?p=712</guid>
		<description><![CDATA[Tıp dilinde ürtiker olarak adlandırılan kurdeşen kaşıntılı kırmızı kabarcıklar oluşturur ve nedeni genellikle alerjik bir tepkidir. Ayrıca enfeksiyonlar ve soğuk, basınç, sıcak ya da stres gibi fiziksel uyaranlar tarafından tetiklenebilir. Vakaların çoğunda kesin bir neden tanımlanamaz. Kurdeşen hızla bazen sadece birkaç dakika içerisinde gelişme eğilimindedir ve vücudun herhangi bir yerinde oluşabilir. Hastalığın derecesi değişebilir: Ufak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/09/kurdesen-hastaligi.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="size-medium wp-image-713 alignright" title="kurdesen-hastaligi" src="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/09/kurdesen-hastaligi-230x300.jpg" alt="" width="230" height="300" /></a>Tıp dilinde ürtiker olarak adlandırılan kurdeşen kaşıntılı kırmızı kabarcıklar oluşturur ve nedeni genellikle alerjik bir tepkidir. Ayrıca enfeksiyonlar ve soğuk, basınç, sıcak ya da stres gibi fiziksel uyaranlar tarafından tetiklenebilir. Vakaların çoğunda kesin bir neden tanımlanamaz. Kurdeşen hızla bazen sadece birkaç dakika içerisinde gelişme eğilimindedir ve vücudun herhangi bir yerinde oluşabilir. Hastalığın derecesi değişebilir: Ufak bir yama gibi görünebilir ya da bütün vücudu kaplayabilir, birkaç dakika da sürebilir birkaç saat de. Genellikle tedaviye gerek kalmadan temizlenir.</p>
<p>Bu deri şikayetiyle ilgili hastalıklar dermografizm ve arıjioödemdir (bkz. altta). Anjioödem ağız, gözler ve dilin aniden ve ciddi bir biçimde şişmesidir. Bazen boğazı da etkileyebilir ve bunun sonucunda oluşacak solunum güçlüğü acil bakım gerektirir, bu nedenle hemen tıbbi yardım alınmalıdır. Kurdeşen alerjik bir tepkinin uzantısıdır ve anafılaktik şokla (ölüm tehlikesi içeren alerjik reaksiyon) aynı anda oluşabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>DOKTORUNUZ NE YAPABİLİR?</strong></span><br />
Kurdeşenin kesin nedenini belirlemek çoğu kez zordur. Doktorunuz, rahatsızlığa yol açan etkenin bulunabilmesi için potansiyel alerjen maddeleri kullanarak bir deri alerji testi yapabilir. Bu, birçok deri şikâyetinin teşhisinde yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Yalnız bu testle sonuç alınamayabileceği unutulmamalıdır.<br />
Kurdeşen genellikle birkaç saat içinde kendi kendine kaybolur. Tekrarlayan vakalardan şikâyetçi olanlar için hastalık çoğu zaman ızdırap vericidir ve bu durumdakilere antihistamin tabletler (uyuşukluk gibi yan etkilere neden olabilir) yazılabilir. Uzun süreli kurdeşen atakları ste-roit ilaçlara iyi tepki verebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>KRONİK ÜRTİKER</strong></span><br />
Ürtiker bazı vakalarda haftalar ya da aylar boyunca sürebilir. Bu tip kronik ürtiker oldukça yaygındır ve nedenini bulmak mümkün olmayabilir, bu hem hastalar hem de doktorlar için hayal kırıklığıdır. Olası nedenlerden bazıları şunlardır:<br />
&gt; Gıda alerjisi: Balık, yumurta, süt ürünleri çikolata, kabuklu yemişler.<br />
&gt; Gıda katkıları: Tartrazin boyaları.<br />
&gt; Solunanlar: Ev tozu.</p>
<p>&gt;&gt;&gt;&gt; Deride oluşan yüzlerce ufak kabarcık ürtikerin belirtisidir. Ürtikerin nedeni sıklıkla strestir, ama şiddetli bir alerjik tepki sonucunda da oluşabilir.</p>
<p>&gt;&gt;&gt;&gt; Yumuşak ağız dokusunda oluşan şişlik tipik bir anjioödem belirtisidir. Bu hastalık ürtikere benzer ve nedeni genellikle gıdalara ya da böcek ısırıklarına verilen alerjik bir reaksiyondur. Soluk almakta güçlüğe neden olabilir; bu nedenle acilen tıbbi yardım alınmalıdır (tedavide genellikle antienflamatuar ilaçlar ya da antihistaminler kullanılır).</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>YUMRULAR VE ŞİŞLİKLER</strong></span><br />
Deri, sorunlara yol açan önemsiz deri yumrularının bütün türlerine eğilimlidir. Ancak büyüyen ya da uygunsuz bir yerde gelişen yumru ya da şişlikler aldırılabilir.<br />
&gt; Lipomlar: Hareketli yağ bezeleridir, deri yüzeyinin hemen altında bulunurlar.<br />
&gt; Yağ kistleri: Tıkanan sebasöz yağ bezlerine dokunulduğunda sert ve düzgün oldukları görülür. Çok iri olabilirler ve tahriş olduklarında ya da iltihaplandıklarında çıban gibi görünürler.<br />
&gt; Deri çıkıntıları: Zararsız deri parçalarıdır; sıklıkla boyunda, gövdede, kasıklarda ve/veya koltuk altında oluşurlar.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>DERMOGRAFİZM</strong></span><br />
Sözcük anlamı deri çizimi olan dermografizm basınca aşırı tepki gösterir. Bazen kurdeşenden şikâyetçi olanlarda da görülür. Deriye sert biçimde dokunulduğunda deride kabarık, kırmızı bir leke (kurşun kalem çapı kadar ya da tırnak büyüklüğünde ve bazen daha da büyük olabilir) belirir ve leke basınç uygulanan hattı takip eder. (Öte yandan, buna benzer tepkiler sıcağa, soğuğa ya da suya maruz kalındığında başka deri bozukluklarında da görülebilir.)<br />
Bu aşırı duyarlılık uzun dönemli bir problem olabilir. Doktorlar kesin nedeni hâlâ bilememektedir, ancak yüksek immünoglobülin E seviyesi ile ilgili olduğu düşünülmektedir. Öte yandan, bu hastalık özellikle açık tenlilerde ve diğer alerjik deri hastalıklarından şikâyetçi olan kişilerde daha çok görülmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikta.net/kurdesen-urtiker.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sedef Hastalığı</title>
		<link>http://www.saglikta.net/sedef-hastaligi.html</link>
		<comments>http://www.saglikta.net/sedef-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Sep 2010 15:39:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deri]]></category>
		<category><![CDATA[sedef hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[sedef hastalığı belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[sedef hastalığı işaretleri]]></category>
		<category><![CDATA[sedef hastalığı tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikta.net/?p=708</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın her yerinde görülen yaygın bir deri şikayetidir. Sedef hastalığı her yaşta ortaya çıkabilir ve sebebi halen bilinememektedir. Hastalık plaklar olarak bilinen kırmızı ve kalınlaşmış deri bölgeleri oluşturur, bu bölgeler gümüş renginde pullarla kaplanabilir ve çoğu kez kaşıntı ve ağrı yapar. Bu plakla vücudun herhangi bir yerinde olabilir, ancak en fazla dirseklerin arkasında, dizlerde ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/09/sedef-hastaligi.jpeg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="size-full wp-image-709 alignright" title="sedef-hastaligi" src="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/09/sedef-hastaligi.jpeg" alt="" width="181" height="279" /></a>Dünyanın her yerinde görülen yaygın bir deri şikayetidir. Sedef hastalığı her yaşta ortaya çıkabilir ve sebebi halen bilinememektedir. Hastalık plaklar olarak bilinen kırmızı ve kalınlaşmış deri bölgeleri oluşturur, bu bölgeler gümüş renginde pullarla kaplanabilir ve çoğu kez kaşıntı ve ağrı yapar. Bu plakla vücudun herhangi bir yerinde olabilir, ancak en fazla dirseklerin arkasında, dizlerde ve kafa derisinde bulunur, ayrıca yara izi dokusunda da gelişebilir. Etkilenen bölgelerde, epi-dermis tabakası normalden daha hızlı bir biçimde yeni hücreler üretir ve bu nedenle deride kalınlaşma oluşur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><br />
</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>İŞARET VE BELİRTİLERİ</strong></span><br />
&gt; Kırmızı, kabarık ve kalınlaşan deri.<br />
&gt; Deride pullanma (çoğu kez gümüş renginde).<br />
&gt; Tırnaklarda çukurlaşma ve renk değişikliği.<br />
&gt; Eklemlerde ağrı.<br />
&gt; Bazen etkilenen bölgede irin oluşumu gözlenebilir.</p>
<p>Stres, fiziksel yaralanma, enfeksiyon ve bazı ilaçlar (lityum ile beta blokerler gibi) sedefi tetikleyebilmesine rağmen, bu deri probleminin kesin nedeni bilinmemektedir. Sedef hastalığından şikâyetçi olan birçoklarının ailesinde de bu rahatsızlığa rastlanır. Bazı ender vakalarda hastalık ro-matoit artrite benzeyen bir artritle ilişkilidir ve psoriyatik artrit olarak bilinir.<br />
Sıkıntı ve büyük rahatsızlık vermesine rağmen ancak çok ağır sedef hastalığı vakaları ölümcüldür. Kalınlaşan tabakalar geniş deri alanlarını kaplıyorsa hastalık vücudun ısı düzenleme mekanizmasını engelleyebilir ve vücut sıcaklığında tehlikeli bir yükseliş meydana gelmesi mümkündür. Bu tür hastaların hastanede özel tedavi altına alınmaları gerekir. Bu nedenle sedef hastalığı yayılma belirtileri göstermeye başladığında zaman geçirmeden tıbbi yardım alınmalıdır.<br />
Birçok deri hastalığındaki gibi, sorunun geniş alana yayılmasıyla (özellikle, yüzde etkilenme varsa) hastada utanç ve bunalım oluşabilir. Böyle durumlarda hastanın psikolojik destek alması düşünülmelidir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SEDEF HASTALIĞI TEDAVİSİ</strong></span><br />
Tedavisi yoktur. Uygulanan çeşitli tedavilerin amacı hastalığı kontrol etmektir:<br />
• Steroit kremleri sedef hastalığını hızla iyileştirir, ancak tedavi biter bitmez hastalık hemen tekrarlar.<br />
• Kömür katranı preparatları ve anthralin kremi (ana maddesi Hint Goa ağacından elde edilir) onlarca yıldır sedef hastalığı tedavisinin temelidir ve çok da etkilidir. Kremin miktarı kişiye uygun doz bulunana kadar yavaş yavaş yükseltilir. Bu preparatların kullanımı hoş olmayabilir, giysileri ve yatak takımlarını lekeler.<br />
• D vitamini türevleri kömür katranına alternatif olarak geliştirilmiştir ve genel olarak tercih edilmektedir çünkü kokmaz, cildi ve kıyafetleri lekelemez ve genel olarak etkilidir.<br />
• Sedef hastalığının vücutta geniş alanları etkilediği durumlarda ultraviyole (UV) ışın terapisi çok etkili olabilir. Ancak UV ışınları deriyi yaşlandırır ve deri kanseri riskini arttırabilir, bu nedenle ışın tedavisi genellikle çok ileri vakalar için önerilir.<br />
• Antikanser ilacı metotreksat ya da bağışıklık sistemini baskılayıcı siklosporin gibi kuvvetli ilaçlar da bazen ağır sedef hastalığı vakalarında verilebilir. UV tedavisi gibi, bu ilaçların da çeşitli sorunlara yol açabilen yan etkiler üretmeleri mümkündür. Bu nedenle, bu ilaçları kullanan hastalar doktorları tarafından çok yakından takip edilmelidir.</p>
<p>&gt;&gt;&gt;&gt;&gt; Bu resimde sedef hastalığından etkilenen bir deri bölgesi görülüyor. Tipik vakalarda deri kızarır ve kabarır, ayrıca pullu ve kaşıntılı da olabilir. Eklemlerde sertlik oluşabilir: Dizler ve bilekler yaygın olarak hastalıktan etkilenirler.</p>
<p>&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;Ultraviyole ışın terapisi kronik sedef hastalığı vakalarında kullanılabilir. Ancak bu tedavi cildin erken yaşlanmasına neden olabilir ve araştırma sonuçlarına göre kanser riskini de artırabilir. Bu nedenle tedavi dikkatle uygulanmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikta.net/sedef-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Egzama (Dermatit)</title>
		<link>http://www.saglikta.net/egzama-dermatit.html</link>
		<comments>http://www.saglikta.net/egzama-dermatit.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Sep 2010 14:52:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deri]]></category>
		<category><![CDATA[egzama belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[egzama işaretleri]]></category>
		<category><![CDATA[egzama tedavi seçenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[egzama tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yama tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikta.net/?p=704</guid>
		<description><![CDATA[Egzama, ya da dermatit, bir hastalık grubunu ifade eder. Bunlar genellikle deriyi kurutan, kaşıntı yapan ve bazen de ufak kabarcıkların oluşmasına yol açan deri iltihaplarıdır. Belki bir alerji sorumlu olabilir, ama hastalık nedeni çoğu kez anlaşılmaz. Yaygın olarak enfeksiyon görülür, çünkü kolayca kuruyan, pullanan ve çatlayan deri mikroorganizmaların girişine olanak tanır. Egzama vücudun herhangi bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/09/Egzama.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="size-medium wp-image-705 alignright" title="Egzama" src="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/09/Egzama-300x256.jpg" alt="" width="300" height="256" /></a>Egzama, ya da dermatit, bir hastalık grubunu ifade eder. Bunlar genellikle deriyi kurutan, kaşıntı yapan ve bazen de ufak kabarcıkların oluşmasına yol açan deri iltihaplarıdır. Belki bir alerji sorumlu olabilir, ama hastalık nedeni çoğu kez anlaşılmaz. Yaygın olarak enfeksiyon görülür, çünkü kolayca kuruyan, pullanan ve çatlayan deri mikroorganizmaların girişine olanak tanır. Egzama vücudun herhangi bir yerinde olabilir, ama daha çok ellerde, bacaklarda ve ayaklarda bulunur. Tedavi kaşıntı isteğini engellemeye ve kaşıntıyı durdurmaya yoğunlaşır. Merhem kullanılır ve pamuklu eldiven giyilmesi önerilebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>İŞARET VE BELİRTİLERİ</strong></span><br />
► Kuru, pul pul ve çatlamış deri.<br />
► Kırmızı ve iltihaplı deri.<br />
► Kaşıntı ve tahriş.<br />
► İçi sıvıyla dolu kabarcıklar (bunlar patlayarak sızıntıya yol açabilir).</p>
<p>►► ►► ►Bir alerjik yama testi. Reaksiyona neden olan etkenlerin bulunabilmesi için yaygın alerji üreten maddeler derideki hafif çiziklere az miktarda uygulanır.</p>
<p>►►► ► Atopik egzema (resimde) tanımlanabilir bir nedeni olmaksızın ortaya çıkar ve çoğu zaman eklem kıvrımlarında görülür. Genellikle nemlendiriciler veya antibiyotikli merhemlerle tedavi edilir.</p>
<p>Egzamanın birçok çeşidi vardır:</p>
<p>• Atopik egzama: Bu genellikle çocuklukta başlar ve saman nezlesi ve astım gibi hastalıklarla ilgisi vardır. Çocuk büyümeye başladığında gelişme eğilimindedir ve nemlendirici kremler kullanılarak idare edilebilir fakat süreğen vakalarda kısa dönemli steroit kremi gerekebilir.</p>
<p>• İrritan kontakt egzama: Ellerde oluşma eğilimindedir. Eller kızarır, ağrır ve çatlar. Deterjanlar, sabunlar, yağlar, asitler, alkaliler ve solventler yaygın nedenler arasındadır. Bu maddelere temas etmek gerekiyorsa mutlaka eldiven kullanılmalı ya da nemlendin krem sürülmelidir.<br />
• Alerjik kontakt egzama: Egzemanın bu türünde uyaran etkene gösterilen tepki uzun sürer ve en ufak temasla bile tetiklenebilir. Yaygın suçlular boyalar, nikel (altın ve fermuarda), krom (deri ürünler), lanolin (kozmetikler), sakız ve belirli bitkiler (örneğin, ambrosia). Çoğu kez tepki, örneğin içeriğinde nikel bulunan yüzüğün takılı olduğu parmağın çevresi gibi, uyaranla temasın gerçekleştiği bölgeyle sınırlıdır. Yama testiyle uyarıcı öğrenilebilir. Lokal steroit kremler iyi sonuç vermesine rağmen en iyi çözüm uyaranlardan uzak durmaktır.<br />
• Seboreik egzama: Bu tür egzama, sebasöz bezler yönünden zengin olan bölgeleri (örneğin yüz, kafa derisi ve eklem kıvrımlarını) etkiler. Steroit kremler yararlıdır, ama yüzde kullanılmamalıdır. Hindistan cevizi yağı saç derisi kaşıntısının yatışmasına yardımcı olur.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>YAMA TESTİ</strong></span><br />
Bir dermatolog, alerjik tepkiyi tetikleyen unsurun tespiti için alerji tetikleyen maddeler içeren ufak şeritleri ya da diskleri vücuda uygular. İki gün sonra sonuçlar incelenir. Kırmızı, kabarık yamalar egzamanın nedenini gösterir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TEDAVİ SEÇENEKLERİ</strong></span><br />
Başlıca tedavi dayanakları şunlardır:<br />
&gt;- Nemlendiriciler: Derideki nemin korunmasında yardımcı olurlar. Kremleri kullanılabilir veya özel ürünler banyo suyuna ilave edilebilir.<br />
&gt; Kostikosteroit (steroit) kremler: iltihabın azalmasında etkilidirler. Ancak aşırı ya da uzun süreli kullanılırlarsa deriyi inceltebilir ve narinleştirebilirler. Bu nedenle doktor önerisiyle kullanılmalıdır. Yüze kullanımında dikkat edilmeli ve az miktarlarda uygulanmalıdır.<br />
&gt; Steroit merhemleri: Nemlendiren ve nemi muhafaza eden, su geçirmeyen mer-hemler egzama tedavisinde faydalıdır.<br />
&gt; Antibiyotik kremleri: Enfeksiyonlu durumlarda yararlıdır, özellikle de steroid kremleriyle birlikte kullanıldığında.<br />
&gt; Steroit ilaçları: Bunlara ender olarak ve yalnızca çok ağır egzema vakalarında gerek duyulur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikta.net/egzama-dermatit.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derinin görevleri</title>
		<link>http://www.saglikta.net/derinin-gorevleri.html</link>
		<comments>http://www.saglikta.net/derinin-gorevleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2010 17:28:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deri]]></category>
		<category><![CDATA[deri hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[deri hastalıklarının teşhisi]]></category>
		<category><![CDATA[deri şikayetlerinin giderilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[derinin görevleri]]></category>
		<category><![CDATA[derinin yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş ve deriniz]]></category>
		<category><![CDATA[güneşten korunun]]></category>
		<category><![CDATA[uv nin yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikta.net/?p=700</guid>
		<description><![CDATA[Deri vücudun en geniş organıdır, çünkü ortalama olarak 2m2'lik bir alanı kaplar. Bu organın asıl görevini yerine getirebilmesi için deri hücreleri sürekli olarak büyür, ölür ve kendini yeniler. Böylece, derimiz vücuda zarar verme olasılığı bulunan bakteriler gibi çeşitli mikro-organizmaları uzak tutmuş olur.

Sebum adı verilen yağlı bir madde sayesinde deri su geçirmez ve esnektir, ayrıca vücut ısısının kontrol edilmesinde ve güneşin zararlı etkilerine karşı korunmamızda da yardımcı olur. Bunlara ek olarak, derinin alıcıları bize çevremizdeki dünyayla ilgili bütün duyusal bilgileri sağlar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/09/deri.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="size-medium wp-image-701 alignright" title="deri" src="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/09/deri-300x280.jpg" alt="" width="300" height="280" /></a>Deri vücudun en geniş organıdır, çünkü ortalama olarak 2m2&#8242;lik bir alanı kaplar. Bu organın asıl görevini yerine getirebilmesi için deri hücreleri sürekli olarak büyür, ölür ve kendini yeniler. Böylece, derimiz vücuda zarar verme olasılığı bulunan bakteriler gibi çeşitli mikro-organizmaları uzak tutmuş olur.</p>
<p>Sebum adı verilen yağlı bir madde sayesinde deri su geçirmez ve esnektir, ayrıca vücut ısısının kontrol edilmesinde ve güneşin zararlı etkilerine karşı korunmamızda da yardımcı olur. Bunlara ek olarak, derinin alıcıları bize çevremizdeki dünyayla ilgili bütün duyusal bilgileri sağlar.</p>
<p>Deri iki tabakadan oluşur: Epidermis (üst-deri) ve dermiş (altderi).<br />
• Epidermis: Bu üst tabaka, canlı hücrelerin üzerinde yer alan ölü hücre kabuklarından oluşur. Epidermin tabanında bulunan hücreler sürekli olarak büyür, bölünür ve yüzeye doğru yol alır. Yukarı doğru ilerlerken birikir ve keratin adı verilen sert ve lifli bir proteini oluşturur. Keratin deriye dayanıklılık ve esneklik kazandırır. (Saçınız ve tırnaklarınız da temelde keratinden oluşur). Zamanla ölü hücreler yüzeye ulaşır ve yeni deri oluşumunu sağlamak üzere deri döküntüleri olarak atılır. Epidermis ayrıca melano-sit adı verilen hücreleri de barındırır. Bunlar, güneşten (bkz. altta) gelen ultra-viyole ışınlarının (UV) filtre edilmesinden sorumlu olan melanin pigmenti üretir ve ayrıca deriye rengini verir.<br />
• Dermiş: Bu alt tabaka güçlü elastik dokulardan oluşur. Epidermisi besleyen ve ona destek olan bütün kan damarları, sinirler, lenf damarları, ter bezleri, sebasöz yağ bezleri, kıl kökleri, kas lifleri ve alıcılar (dokunmayı, baskıyı, sıcağı ve soğuğu tespit eden hassas organlar) dermişte bulunur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>GÜNEŞTEN KORUNUN</strong></span><br />
Yaz aylarında sabah saat 10.00 ve öğleden sonra 16.00 arasında güneş ışığına doğrudan maruz kalmamak akıllıca olur. Dışarı çıkmanız gerekiyorsa derinizde oluşacak zararı engellemek için yapılacak üç temel şey vardır:<br />
&gt; Bir tişört giyin.<br />
&gt; Siperlikli bir şapka takın.<br />
&gt; Düzenli olarak güneş kremi kullanın.</p>
<p>&gt;&gt;&gt; Koldaki epidermisin yakın çekim görüntüsünde diken diken olan kıllar görülüyor. Bu kıllar sıcak havayı tutar. Bu, derinin vücut ısısını kontrol etme yöntemlerinden biridir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>VÜCUT ISISININ KONTROLÜ</strong></span><br />
Vücudun iç organlarını dış dünyadan korumanın yanı sıra, derinin yaşamsal önem taşıyan bir başka fonksiyonu daha vardır: Vücut ısısının kontrolüne yardımcı olmak. Vücudunuz çok ısınırsa dermişteki kan damarları ısıyı dağıtmak için genişler ve ter bezleri ısıyı düşürmek için terlemeyi sağlar. Vücut çok soğursa kan damarları bu kez kanı sıcak tutmak için daralır ve derideki bütün kıllar, vücut çevresindeki sıcak havayı tutmak üzere dikleşir.</p>
<p>&gt;&gt;&gt; Güneşte fazla kalmanın deri üzerinde uzun süreli etkileri olabilir. Güneşin zararlı etkilerden korunmak için güneş kremi kullanılması önemlidir , özellikle de açık tenliler için.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>GÜNEŞ VE DERÎNİZ</strong></span><br />
Çoğumuz güneş ışığında dışarı çıkmayı severiz ve güneşin yararlı etkileri vardır, ama güneşin ultraviyole ışınları aynı zamanda deriye büyük zararlar da verebilir. Deri pigmenti melanin, UV miktarını azaltır ama çoğu zaman bu yeterli olmaz. Çok sıcak iklimlerde yaşayan ve koyu bir cilde sahip olan ( koyu cilt melanin fîltreleme kapasitesinin daha fazla olduğu anlamına gelir) insanlar bile güneşte fazla<br />
kaldıklarında güneş yanıklarından şikayetçi olabilirler. Güneş yanığı ileri derecede ve çok ağrılı olabilir, deride iz bırakabilir ve derinin erken yaşlanmasına yol açabilir.<br />
Derinin sürekli olarak yetersiz ya da korunmasız bir biçimde güneşe maruz kalması ile deri tabakalarının iç kısımlarına kadar varabilen hasarlar hızla oluşabilir ve bu hasarlar beklediğinizden çok daha fazla olabilir. UV ışınları, malin melanom olarak bilinen, deri pigmenti üreten hücrelerin kanserini tetik-leyebilir. Bu kanser yüzünden dünyanın her yerinde çok sayıda insan hayatını kaybetmektedir. Ancak yeterince erken fark edilirse tedavi edilebilir; erken teşhis esastır.<br />
Mesaj gayet açıktır: Uzun süre güneş  altında kalacaksanız güneş kremi kullanmayı ihmal etmeyin, şapka takın ve uygun bir kıyafet giyin; özellikle de açık tenliyseniz. Araştırmaların gösterdiğine göre çocuklarda farklı zamanlarda oluşan ileri derecede güneş yanıkları ileriki yıllarda kanser oluşumuna neden olmaktadır. Bu nedenle bebekleri ve çocukları koruma altına alın.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>DERİNİN YAPISI</strong></span></p>
<p>Epidermis<br />
En dıştaki deri hücreleri olup sürekli olarak dökülür.</p>
<p>Dermiş<br />
Epidermisi destekleyen bütün yapılar burada bulunur.</p>
<p>Derialtı yağ tabakası<br />
Dermişin altında yalıtıcı bir yağ tabakası bulunur.</p>
<p>Ter gözeneği<br />
Epidermiste bunan ter kanalı çıkışı. Ter deri yüzeyine buradan çıkar.</p>
<p>Erektör pili kası (ürperme kası)<br />
Kıllar ufak kaslara sahiptir. Bu kaslar kasılarak kılların dik durmalarını sağlar. Bu sayede vücut ısısı düştüğünde, vücut yüzeyi üzerinde yalıtkan bir sıcak hava tabakası muhafaza edilmiş olur.</p>
<p>Kıl folikülü</p>
<p>Her bir kıl, dermiş tabakasının dip kısmında yer alan ve folikül adı verilen bir tabandan sürekli , olarak büyür.</p>
<p>Kıl<br />
Derinin büyük bölümünü kaplayan ince kıllar kera-tinden oluşur. Yalıtımda önemli bir rol oynar.</p>
<p>Serbest sinir uçları<br />
Bunlar sıcağı, soğuğu, dokunmayı ve acıyı algılar.</p>
<p>Dokunma Alıcısı<br />
Meissner cisimciği olarak da bilinir. Bu alıcı özellikle titreşime duyarlıdır.</p>
<p>Ter bezi<br />
Derimiz ter üreticisi bezlerle kaplıdır. Bu bezler vücut ısısının kontrolüne yardımcı olur.</p>
<p>Basınç Alıcısı<br />
Bu alıcı Pacini cisimciği olarak adlandırılır. Basınç ile ilgili bilgileri iletir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>UV&#8217;NİN YARARLARI</strong></span><br />
UV ışınlarının yararları da vardır. Belirli miktarda UV vücut işlemleri için yaşamsaldır ve vücuda giren UV ışını kemiklerin kuvvetlenmesinde temel öneme sahip D vitaminin üretimi için gereklidir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>DERİ ŞİKÂYETLERİNİN GİDERİLMESİ</strong></span><br />
Derinin vücudu enfeksiyondan ve yaralanmadan koruma rolü, viral ve bakteriyel enfeksiyon, farklı alerjenler ve tahriş ediciler de dahil olmak üzere çok çeşitli tehlikelerle karşı karşıya kalacağı anlamına gelir. Birçok deri hastalığı leke ya da kırmızı noktaların oluşmasıyla kendini gösterir ve tipik belirtileri arasında kaşıntı ve ağrı başta gelir.<br />
Deri hastalıkları çoğu kez sıkıntılı ve rahatsız edicidir, ama ender olarak ölümcüldür. Birçok leke de dahil olmak üzere, deri hastalıklarının büyük bölümünün nedeni bilinememektedir. Ancak lokal uygulanan steroit ya da antibiyotik kremler ve bazen de tabletlerle girilebilir. Tedavi planlanırken bazı deri hastalıklarının psikolojik etkileri asla göz ardı edilmemelidir. Yüzde ya da vücudun görülebilir bir yerinde oluşan ve göze hoş görünmeyen lekeler hasta açısından büyük bir endişe kaynağı olabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>DERİ HASTALIKLARININ TEŞHİSİ</strong></span><br />
Doktorunuz belirtiler hakkında sorular soracak ve daha sonra derinin etkilenen bölgesini muayene edecektir. Detaylı bir muayene için bir büyüteç gerekebilir; sıvı varsa numune de alınabilir. Alınan numuneler rahatsızlığın nedenini tespit için incelenir.<br />
Birçok deri hastalığı tedaviye gerek duyulmadan bir süre sonra kaybolur. Ancak sorun devam ederse ya da özellikle sıkıntı ve ağrıya neden oluyorsa, tıbbi yardım alınması önerilir. Çünkü bazı deri hastalıkları çok ciddi komplikasyonlara yol açabilir ve bazen de altta yatan daha genel sorunların ya da sağlık durumundaki bozulmaların bir göstergesi olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikta.net/derinin-gorevleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sıtma Hastaligi</title>
		<link>http://www.saglikta.net/sitma-hastaligi.html</link>
		<comments>http://www.saglikta.net/sitma-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2010 16:57:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Sıtma]]></category>
		<category><![CDATA[Sıtma ateşi]]></category>
		<category><![CDATA[Sıtma belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sıtma doktora ne zaman gitmeli]]></category>
		<category><![CDATA[Sıtma işaretleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sıtma tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sıtmadan korunma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikta.net/?p=696</guid>
		<description><![CDATA[Sıtma tropikal kuşakta yaygın olan bir hastalıktır, buna neden olansa kandaki alyuvar hücrelerine ve karaciğere yerleşen bir grup parazittir. Bu parazitler (protozoa) plasmodium grubuna dahildir ve insanlara etki eden dört alt türü bulunur: P. falciparum, p. malariae, p. ovale ve p. vivax. Bu parazitlerin her biri, diğerlerinden biraz daha farklı olan çeşitli hastalıklara yol açar ve bu hastalıkların tedavileri de birbirinden farklılık gösterir. Hastalığın en tehlikeli türü falciparum simasıdır. Bu parazitler, sivrisinekler tarafından taşınır ve kanlarını emmek üzere ısırdıkları insanlara bulaşırlar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/09/sitma.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="size-medium wp-image-697 alignright" title="sitma" src="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/09/sitma-300x273.jpg" alt="" width="300" height="273" /></a>Sıtma tropikal kuşakta yaygın olan bir hastalıktır, buna neden olansa kandaki alyuvar hücrelerine ve karaciğere yerleşen bir grup parazittir. Bu parazitler (protozoa) plasmodium grubuna dahildir ve insanlara etki eden dört alt türü bulunur: P. falciparum, p. malariae, p. ovale ve p. vivax. Bu parazitlerin her biri, diğerlerinden biraz daha farklı olan çeşitli hastalıklara yol açar ve bu hastalıkların tedavileri de birbirinden farklılık gösterir. Hastalığın en tehlikeli türü falciparum simasıdır. Bu parazitler, sivrisinekler tarafından taşınır ve kanlarını emmek üzere ısırdıkları insanlara bulaşırlar.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>İŞARET VE BELİRTİLERİ</strong></span><br />
Belirtilerin nedeni alyuvar hücrelerinde çoğalan ve onların yok olmalarına neden olan parazittir. Isırıldıktan ve bulaşma gerçekleştikten sonra, genellikle on gün ile altı hafta içinde başlayan belirtiler şunlardır:<br />
&gt; Aralıklı yüksek ateş.<br />
&gt; Anemi (yorgunluk, deride solgunluk ve baş ağrısıyla birlikte).<br />
&gt; Karın ağrısıyla beraber karaciğer ya da dalak büyümesi.</p>
<p>Sıtma, tropikal ülkelerde yaygındır ve daha çok turistlerde görülür. Bugün 250 milyon kişiyi etkilemektedir ve vakaların neredeyse yüzde l&#8217;i ölümcüldür. Hindistan&#8217;da, Afrika ve Orta ve Güney Amerika&#8217;nın bazı bölümlerinde salgındır.<br />
&gt;&gt;&gt;&gt; Büyütülen bu görüntüde sıtma parazitinden etkilenen bir kırmızı kan hücresi görülüyor. Parazit sonunda hücreyi yok edecektir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SITMA ATEŞİ</strong></span><br />
Bu tür ateş, karakteristik olarak üç aşamada seyreder:<br />
1 Soğuk dönem: Hasta yüksek ateşe rağmen üşür ve titrer.</p>
<p>2 Sıcak dönem: Hastaya sıcak basar ve sayıklamalar olabilir.</p>
<p>3 Terleme dönemi: Hastanın kıyafetleri sırılsıklam olabilir, çok yorgun hissetmesine ve günün büyük bölümünü uykuda geçirmesine rağmen hasta kendini daha iyi hisseder.</p>
<p>Ateş, çoğu sıtma türünde gün aşırı oluşur, birkaç hafta devam eder ve tekrarlama eğilimindedir.<br />
En tehlikeli türünde -falciparum- sıtma ateşi daha ağırdır ve genellikle süreklidir. Bu dönemde parazit çok sayıda alyuvar hücresi öldürür. Hastalığın bu türü 48 saat içinde ölümcül olabilir. Ayrıca böbreklere, karaciğere, beyne ve bağırsaklara zarar verebilir. Bunlara ek olarak, iki ender komplikasyon görülür:<br />
• Beyin sıtması: Felç, koma ve ölüme yol açar.<br />
• Karasu humması: Çok sayıda kırmızı kan hücresinin ölümüyle idrar koyu kahverengi-siyah bir renk alır. Böbrek yetmezliğine neden olabilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>DOKTORA NE ZAMAN GİTMELİ ?</strong></span><br />
Sıtma kuşağı ülkelerinden birine gittiyseniz ve eve döndükten kısa bir süre sonra ateş başlarsa derhal doktora gidin.<br />
Yakın zamanda tropikal bir ülkeden dönmeniz ve ateşinizin olması yüzünden doktor sıtmadan şüphelenebilir. Teşhis kan örneğinin tahlil edilmesiyle doğrulanabilir. Kan örneğiyle sıtma parazitinin varlığı tanımlanacaktır.<br />
Çok ciddi olan bu hastalığın tedavisinin dayanak noktası sıtma önleyici ilaçlarıdır. Ağrı kesiciler ve ateş düşürücü ilaçlar da faydalıdır. Ağır vakalarda tedavinin verimli bir biçimde yürütülebilmesi için hastanede yatmak gerekli olabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SITMADAN KORUNMA</strong></span><br />
Sıtmayı engellemenin en etkili yolların biri sıtma önleyici ilaçlardır. Ziyaret etmeye niyetlendiğiniz ülkeyle ilgili en güncel tıbbi önerileri araştırın. Ayrıca ısırılmamak için önlem almaya gayret edin (sivrisineklerin geceleri daha aktif olduğunu unutmayın :</p>
<p>&gt; Akşam karanlığında böcek kovucu ilaçlar kullanın.</p>
<p>&gt; Cibinlik altında uyuyun.</p>
<p>&gt;Akşamları uzun kollu ve açık renkli gömlek ve pantolon giyin.<br />
&gt;&gt;&gt;&gt;&gt; Sıtmanın salgın olduğu ülkelerde sivrisinek ısırığından kaçınmak için koruyucu bir cibinliğin altında uyumanız önerilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikta.net/sitma-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HIV ve AİDS</title>
		<link>http://www.saglikta.net/hiv-ve-aids.html</link>
		<comments>http://www.saglikta.net/hiv-ve-aids.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 07:36:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[aids başlangıcı]]></category>
		<category><![CDATA[aids v]]></category>
		<category><![CDATA[aids virüsü belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[aids virüsü idaresi]]></category>
		<category><![CDATA[aids virüsü işaretleri]]></category>
		<category><![CDATA[aids virüsü nasıl bulaşır]]></category>
		<category><![CDATA[aids virüsü önlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[hiv idaresi]]></category>
		<category><![CDATA[hiv ve aids]]></category>
		<category><![CDATA[HIV virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[hiv virüsü belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[hiv virüsü işaretleri]]></category>
		<category><![CDATA[hiv virüsü nasıl bulaşır]]></category>
		<category><![CDATA[hiv virüsü tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[hiv virüsünün etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın aids fırsatçısı hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikta.net/?p=688</guid>
		<description><![CDATA[İnsan bağışıklık yetmezlik virüsünün (HIV) neden olduğu ilk enfeksiyon vakası, Amerika'nın batı sahillerinde, 1981 yılında tanımlanmıştır. Dünya Sağlık Orgütü'nün tahminine göre dünya genelinde yaklaşık 40 milyon kişide HIV virüsü mevcuttur. Yerkürenin bu virüsten özellikle etkilenen bölgeleri Sahra Çölü'nün güneyi (Afrika) ve Hindistan'ın bulunduğu bölgedir. Virüsün kaynağı henüz tam olarak anlaşılamamıştır, ancak diğer birçok tropik virüs kökenli hastalıkta olduğu gibi, bunun da önce maymunlarda geliştiğine ve daha sonra insana bulaştığına inanılmaktadır.

Bu yeni ve saldırgan virüsün neden olduğu ilk vakadan birkaç yıl sonra virüs tanımlanabilmiş, konu ile ilgili uzmanlar hastalığın tedavisi ve olası iyileştirmeler üzerinde çalışmaya başlayabilmiştir. O zamanlar birçok kişi virüsün farkında bile değilken vaka sayısı hızla artmaya devam ediyordu. Günümüzde virüs ve virüsün nasıl bulaştığı konusundaki bilgilerin yaygın bir biçimde bilinmesi ve geniş kitlelere aktarılmasıyla vaka sayısında bir azalma görülmesi gerekirdi, ancak bunun tam olarak gerçekleştiği söylenemez. HIV ya da AİDS olasılığına karşı cinsel ilişkide güvenlik önlemleri ihmal edilmemelidir.
HIV, Amerika ve Kanada'da en çok homoseksüel erkekler arasındaki cinsel ilişki ve damar içi ilaç kullanıcılarının paylaştıkları iğnelerle bulaşmaktadır. Ancak heteroseksüel erkek ve kadınlarla ilgili yeni vakalarda da artış gözlenmektedir, bunun nedeni virüsteki değişiklikler ve genç insanlar arasında kurulan gelişigüzel cinsel ilişkiler olabilir. HlV'ın salgın haline dönüştüğü Sahra Çölü'nün güneyi ve Hindistan'da virüs bulaşma modeli daha farklıdır ve heteroseksüel ilişki daha ön plandadır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/08/hiv-aids-virüsü.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="size-full wp-image-693 alignright" title="hiv-aids-virüsü" src="http://www.saglikta.net/wp-content/uploads/2010/08/hiv-aids-virüsü.jpg" alt="" width="300" height="226" /></a>İnsan bağışıklık yetmezlik virüsünün (HIV) neden olduğu ilk enfeksiyon vakası, Amerika&#8217;nın batı sahillerinde, 1981 yılında tanımlanmıştır. Dünya Sağlık Orgütü&#8217;nün tahminine göre dünya genelinde yaklaşık 40 milyon kişide HIV virüsü mevcuttur. Yerkürenin bu virüsten özellikle etkilenen bölgeleri Sahra Çölü&#8217;nün güneyi (Afrika) ve Hindistan&#8217;ın bulunduğu bölgedir. Virüsün kaynağı henüz tam olarak anlaşılamamıştır, ancak diğer birçok tropik virüs kökenli hastalıkta olduğu gibi, bunun da önce maymunlarda geliştiğine ve daha sonra insana bulaştığına inanılmaktadır.</p>
<p>Bu yeni ve saldırgan virüsün neden olduğu ilk vakadan birkaç yıl sonra virüs tanımlanabilmiş, konu ile ilgili uzmanlar hastalığın tedavisi ve olası iyileştirmeler üzerinde çalışmaya başlayabilmiştir. O zamanlar birçok kişi virüsün farkında bile değilken vaka sayısı hızla artmaya devam ediyordu. Günümüzde virüs ve virüsün nasıl bulaştığı konusundaki bilgilerin yaygın bir biçimde bilinmesi ve geniş kitlelere aktarılmasıyla vaka sayısında bir azalma görülmesi gerekirdi, ancak bunun tam olarak gerçekleştiği söylenemez. HIV ya da AİDS olasılığına karşı cinsel ilişkide güvenlik önlemleri ihmal edilmemelidir.<br />
HIV, Amerika ve Kanada&#8217;da en çok homoseksüel erkekler arasındaki cinsel ilişki ve damar içi ilaç kullanıcılarının paylaştıkları iğnelerle bulaşmaktadır. Ancak heteroseksüel erkek ve kadınlarla ilgili yeni vakalarda da artış gözlenmektedir, bunun nedeni virüsteki değişiklikler ve genç insanlar arasında kurulan gelişigüzel cinsel ilişkiler olabilir. HlV&#8217;ın salgın haline dönüştüğü Sahra Çölü&#8217;nün güneyi ve Hindistan&#8217;da virüs bulaşma modeli daha farklıdır ve heteroseksüel ilişki daha ön plandadır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>HIV İŞARET VE BELİRTİLERİ</strong></span><br />
Enfeksiyon başlangıcı basit hastalıklara neden olabilir ya da hiçbir bulgu oluşmayabilir. Oluşabilecek tipik erken belirtiler:</p>
<p>&gt; Grip benzeri semptomlar.<br />
&gt; Genel lenf nodülleri büyümesi.<br />
&gt; Yorgunluk ve sersemleme.</p>
<p>&gt;&gt;&gt; Kan nakilde kullanılan kanlar, virüs bulaşma ihtimalini ortadan kaldırmak için (diğer şeylerin yanı sıra) HIV taramasından geçirilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>NASIL BULAŞIR</strong></span><br />
HIV virüsü kanda, menide, vajinal salgıda ve meme sütünde bulunur. HIV virüsünün bilinen bulaşma yolları:<br />
• Cinsel ilişki (vajinal, anal ve oral): Dünya genelinde en yaygın bulaşma vajinal ilişkiyledir, ancak HIV virüsü Amerika ve Kanada&#8217;da daha çok genç homoseksüeller arasında yayılır.<br />
• Kirli kan ya da kan ürünleri: Bağışlanan kanın zorunlu olarak taranmasından önce ve virüsün 1981&#8242;de tanımlanmasından sonra binlerce hemofili hastası HIV virüsü kapmıştır. Birçok ülkede yürütülen zorunlu kan taraması ile bu durum iyice seyrekleşmiştir.<br />
• Anneden çocuğa: Plasenta yoluyla, daha rahimdeyken veya doğum sırasında ya da emzirmeyle bulaşma görülür.<br />
• Kirli iğneler: Damar içi ilaç kullanıcıları çoğu zaman iğnelerini paylaşır; Amerika ve Avrupa&#8217;da enfeksiyonun en yaygın nedenlerinden biridir.<br />
• İğne yaralanmaları: Sağlık çalışanları HIV pozitif kanın bulaşmış olduğu iğnenin kaza sonucu batmasıyla HIV virüsünü kapabilirler.<br />
Enfeksiyon kapmanın daha ender rastlanan yolları da vardır. Örneğin, dövmeci-nin aynı iğneyi birkaç müşteride birden kullanmasının bazı vakaların nedeni olduğuna inanılmaktadır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>AIDS BAŞLANGICI İŞARET VE BELİRTİLERİ</strong></span><br />
Bağışıklık sisteminin bozulması, her vakada değişen ve AİDS&#8217;e işaret edebilecek belirtilere neden olur.</p>
<p>&gt; Pamukçuk.<br />
&gt; Tekrarlayan vajinal mantar enfeksiyonu.<br />
&gt; Tekrarlayan uçuk enfeksiyonları. &gt;• Aralıklarla ateş.<br />
&gt; Kilo kaybı.<br />
&gt; İshal<br />
&gt; Kas ağrı ve sızısı.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>HIV&#8217;IN VÜCUTTA YAPTIĞI</strong></span><br />
HIV, belirli akyuvar hücrelerine bulaşır ve sonra da yok eder. Bu, vücudun bağışıklık sisteminin etkisini azaltır. Virüsün bu beyaz kan hücrelerini yok etmesiyle birlikte vücut hastalığa açık bir hale gelir.<br />
HIV enfeksiyonu tipik olarak üç aşamada ilerler. İlk aşamada kişi henüz en-fekte olmuşken virüs hızla çoğalmaya başlar. Bu dönemde kimilerinde bir ya da iki hafta süreyle grip benzeri belirtiler görülebilirken diğerlerinde belirti oluşmaz. Bu erken aşamada kan testleri HlV&#8217;e karşı oluşan antikorların varlığını kesin olarak göstermeyebilir. Enfeksiyon sonrasında antikorların saptanabilir bir seviyeye ulaşması genelde birkaç haftayı (kimi vakalarda bir yıla kadar) bulabilir. Bu aşamada bağışıklık sistemi genel olarak etkilidir ancak enfeksiyona karşı artan bir yatkınlık oluşabilir.<br />
HIV döngüsünün ikinci aşaması belirtinin gözlenemediği dönemdir. Bu dönem on yıl kadar devam edebilir. Akyuvar hücreleri seviyesinin azalması nedeniyle bağışıklık sisteminin bozulumu sürer ve ağır, potansiyel olarak yaşamı tehdit eden hastalıkların oluşma şansı artar, bu hastalıklara AIDS-fırsatçısı hastalıklar adı verilir. Bu hastalıkların herhangi birinin geliştiği HlV-pozitif bir kişi üçüncü aşamaya ulaşmıştır: AİDS dönemi (edinilmiş bağışıklık yetersizliği sendromu). Mevcut durumda çoğu HlV-pozitif hastası AİDS olacaktır, ancak sayıları çok daha az olan bazılarıysa buna yakalanmayacak ve belki de onlar sayesinde gelecekte hastalığın nasıl alt edileceğine ilişkin ipuçları elde edilebilecektir.</p>
<p>► ► HIV virüsünden etkilenen akyuvar hücreleri (yeşil renkli olan virüstür)</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>YAYGIN AIDS &#8211; FIRSATÇISI HASTALIKLAR</strong></span><br />
<strong>Enfeksiyonlar:</strong></p>
<p>► Akciğer tüberkülozu</p>
<p>► Zatürre.</p>
<p>►Sistemik toksoplazma.</p>
<p>► Sistemik sitomegalovirus.<br />
Tümörler:<br />
► Kaposi sarkomu.</p>
<p>► Hodgkin-dışı lenfoma.</p>
<p>Nörolojik hastalık:</p>
<p>► Demans.<br />
►►►►Bu tür deri lezyonlan (Kaposi sarkomu olarak bilinir) AİDS&#8217;in yaygın bir belirtisidir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>HIV VE AİDS İDARESİ</strong></span><br />
HIV enfeksiyonu ya da AİDS tedavisinin olmamasına rağmen bu hastalığın ilerleyişini önemli ölçüde geciktirebilen anti-viral ilaçların gelişimiyle son on yılda tedavi bir dönüşüm geçirmiştir. HIV virüsü teşhisi konulan herhangi birine genellikle HlV-proteaz inhibitörü verilir. Bu ilaçlar virüslerin insan hücresinde kendilerini kopyalama kabiliyetlerini azaltır ve bozunum işlemini yavaşlatır. Birçoklarının işe yaradığı kanıtlanmıştır ve diğerleri halen araştırılmakta ve test edilmektedir.</p>
<p>Uygulanan bu ilaçlar genellikle üç ilacın bir kombinasyonudur. Çeşitli bakte-riyel, mantar kökenli ve viral enfeksiyonların etki etmesini ve komplikasyonlara yol açmasını önlemek için, diğer tedaviler de uygulanabilir. HIV bulaşmış biri büyük olasılıkla bu ilaçlara ömür boyu ihtiyaç duyacaktır; öte yandan, bu ilaçlar yaşam süresini oldukça uzatabilmektedir.<br />
Amerika&#8217;da, Kanada&#8217;da ve Avrupa&#8217;nın bazı bölümlerinde ilaç tedavisi ve kamusal sağlık programları ile HIV bağlantılı ölümlerin sayısı azalmaktadır. Ancak bu tür tedavileri karşılayamayan ülkelerde ölümler hızla artmaya devam etmektedir.<br />
HIV ve AİDS ile ilgili gerçekler her geçen gün biraz daha iyi anlaşılmaktadır; insanlar artık virüsün hava ile ya da bunun bulaştığı biriyle normal bir temas sırasında bulaşmayacağını bilmektedir. Ancak yine de bu hastalığın getirebileceği tehlikelerin farkına varmayan ve koruyucu önlemleri ciddi bir şekilde uygulamayan insanlar da bulunmaktadır. Dünya çapında virüsün yayılmasını önlemenin temel noktası insanların eğitilmesidir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>HIV ENFEKSİYONUNUN VE AİDS&#8217;İN ÖNLENMESİ</strong></span><br />
Henüz mevcut bir HIV aşısı yoktur. Geçerli olan tek önlem, eğitim ve aşağıdaki öneriler doğrultusunda davranış modellerinde değişiklik yapmaktır:<br />
► Cinsel ilişkide prezervatif kullanılması.<br />
► Genital ülser oluşumunu azaitmak için cinsel yolla bulaşan diğer hastalıkların tedavi edilmesi.<br />
► Damar içi enjeksiyonlar için daima temiz iğne ve şırınga kullanımı.<br />
► Kan ve kan ürünlerinin taranması.<br />
► Uzmanlar tarafından yürütülen gizli HIV taramalarına dahil olunması ve enfeksiyonun başkalarına bulaşmaması için neler yapılması gerektiği konusunda bilgi alınması.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikta.net/hiv-ve-aids.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

