Ana SayfaHer Hakkı Saklıdır

Aids Nasıl Bir Hastalıktır

Aids Nasıl Bir Hastalıktır

HIV ve AİDS

İnsan bağışıklık yetmezlik virüsünün (HIV) neden olduğu ilk enfeksiyon vakası, Amerikanın batı sahillerinde, 1981 yılında tanımlanmıştır. Dünya Sağlık Orgütünün tahminine göre dünya genelinde yaklaşık 40 milyon kişide HIV virüsü mevcuttur. Yerkürenin bu virüsten özellikle etkilenen bölgeleri Sahra Çölünün güneyi (Afrika) ve Hindistanın bulunduğu bölgedir. Virüsün kaynağı henüz tam olarak anlaşılamamıştır, ancak diğer birçok tropik virüs kökenli hastalıkta olduğu gibi, bunun da önce maymunlarda geliştiğine ve daha sonra insana bulaştığına inanılmaktadır.

Bu yeni ve saldırgan virüsün neden olduğu ilk vakadan birkaç yıl sonra virüs tanımlanabilmiş, konu ile ilgili uzmanlar hastalığın tedavisi ve olası iyileştirmeler üzerinde çalışmaya başlayabilmiştir. O zamanlar birçok kişi virüsün farkında bile değilken vaka sayısı hızla artmaya devam ediyordu. Günümüzde virüs ve virüsün nasıl bulaştığı konusundaki bilgilerin yaygın bir biçimde bilinmesi ve geniş kitlelere aktarılmasıyla vaka sayısında bir azalma görülmesi gerekirdi, ancak bunun tam olarak gerçekleştiği söylenemez. HIV ya da AİDS olasılığına karşı cinsel ilişkide güvenlik önlemleri ihmal edilmemelidir.
HIV, Amerika ve Kanadada en çok homoseksüel erkekler arasındaki cinsel ilişki ve damar içi ilaç kullanıcılarının paylaştıkları iğnelerle bulaşmaktadır. Ancak heteroseksüel erkek ve kadınlarla ilgili yeni vakalarda da artış gözlenmektedir, bunun nedeni virüsteki değişiklikler ve genç insanlar arasında kurulan gelişigüzel cinsel ilişkiler olabilir. HlVın salgın haline dönüştüğü Sahra Çölünün güneyi ve Hindistanda virüs bulaşma modeli daha farklıdır ve heteroseksüel ilişki daha ön plandadır.

HIV İŞARET VE BELİRTİLERİ

Enfeksiyon başlangıcı basit hastalıklara neden olabilir ya da hiçbir bulgu oluşmayabilir. Oluşabilecek tipik erken belirtiler:

> Grip benzeri semptomlar.
> Genel lenf nodülleri büyümesi.
> Yorgunluk ve sersemleme.

>>> Kan nakilde kullanılan kanlar, virüs bulaşma ihtimalini ortadan kaldırmak için (diğer şeylerin yanı sıra) HIV taramasından geçirilir.

HIV NASIL BULAŞIR

HIV virüsü kanda, menide, vajinal salgıda ve meme sütünde bulunur. HIV virüsünün bilinen bulaşma yolları:
• Cinsel ilişki (vajinal, anal ve oral): Dünya genelinde en yaygın bulaşma vajinal ilişkiyledir, ancak HIV virüsü Amerika ve Kanadada daha çok genç homoseksüeller arasında yayılır.
• Kirli kan ya da kan ürünleri: Bağışlanan kanın zorunlu olarak taranmasından önce ve virüsün 1981de tanımlanmasından sonra binlerce hemofili hastası HIV virüsü kapmıştır. Birçok ülkede yürütülen zorunlu kan taraması ile bu durum iyice seyrekleşmiştir.
• Anneden çocuğa: Plasenta yoluyla, daha rahimdeyken veya doğum sırasında ya da emzirmeyle bulaşma görülür.
• Kirli iğneler: Damar içi ilaç kullanıcıları çoğu zaman iğnelerini paylaşır; Amerika ve Avrupada enfeksiyonun en yaygın nedenlerinden biridir.
• İğne yaralanmaları: Sağlık çalışanları HIV pozitif kanın bulaşmış olduğu iğnenin kaza sonucu batmasıyla HIV virüsünü kapabilirler.
Enfeksiyon kapmanın daha ender rastlanan yolları da vardır. Örneğin, dövmeci-nin aynı iğneyi birkaç müşteride birden kullanmasının bazı vakaların nedeni olduğuna inanılmaktadır.

AIDS BAŞLANGICI İŞARET VE BELİRTİLERİ

Bağışıklık sisteminin bozulması, her vakada değişen ve AİDSe işaret edebilecek belirtilere neden olur.

> Pamukçuk.
> Tekrarlayan vajinal mantar enfeksiyonu.
> Tekrarlayan uçuk enfeksiyonları. >• Aralıklarla ateş.
> Kilo kaybı.
> İshal
> Kas ağrı ve sızısı.

HIVIN VÜCUTTA YAPTIĞI

HIV, belirli akyuvar hücrelerine bulaşır ve sonra da yok eder. Bu, vücudun bağışıklık sisteminin etkisini azaltır. Virüsün bu beyaz kan hücrelerini yok etmesiyle birlikte vücut hastalığa açık bir hale gelir.
HIV enfeksiyonu tipik olarak üç aşamada ilerler. İlk aşamada kişi henüz en-fekte olmuşken virüs hızla çoğalmaya başlar. Bu dönemde kimilerinde bir ya da iki hafta süreyle grip benzeri belirtiler görülebilirken diğerlerinde belirti oluşmaz. Bu erken aşamada kan testleri HlVe karşı oluşan antikorların varlığını kesin olarak göstermeyebilir. Enfeksiyon sonrasında antikorların saptanabilir bir seviyeye ulaşması genelde birkaç haftayı (kimi vakalarda bir yıla kadar) bulabilir. Bu aşamada bağışıklık sistemi genel olarak etkilidir ancak enfeksiyona karşı artan bir yatkınlık oluşabilir.
HIV döngüsünün ikinci aşaması belirtinin gözlenemediği dönemdir. Bu dönem on yıl kadar devam edebilir. Akyuvar hücreleri seviyesinin azalması nedeniyle bağışıklık sisteminin bozulumu sürer ve ağır, potansiyel olarak yaşamı tehdit eden hastalıkların oluşma şansı artar, bu hastalıklara AIDS-fırsatçısı hastalıklar adı verilir. Bu hastalıkların herhangi birinin geliştiği HlV-pozitif bir kişi üçüncü aşamaya ulaşmıştır: AİDS dönemi (edinilmiş bağışıklık yetersizliği sendromu). Mevcut durumda çoğu HlV-pozitif hastası AİDS olacaktır, ancak sayıları çok daha az olan bazılarıysa buna yakalanmayacak ve belki de onlar sayesinde gelecekte hastalığın nasıl alt edileceğine ilişkin ipuçları elde edilebilecektir.

► ► HIV virüsünden etkilenen akyuvar hücreleri (yeşil renkli olan virüstür)

YAYGIN AIDS FIRSATÇISI HASTALIKLAR

Enfeksiyonlar:

► Akciğer tüberkülozu

► Zatürre.

►Sistemik toksoplazma.

► Sistemik sitomegalovirus.
Tümörler:
► Kaposi sarkomu.

► Hodgkin-dışı lenfoma.

Nörolojik hastalık:

► Demans.
►►►►Bu tür deri lezyonlan (Kaposi sarkomu olarak bilinir) AİDSin yaygın bir belirtisidir.

HIV VE AİDS İDARESİ

HIV enfeksiyonu ya da AİDS tedavisinin olmamasına rağmen bu hastalığın ilerleyişini önemli ölçüde geciktirebilen anti-viral ilaçların gelişimiyle son on yılda tedavi bir dönüşüm geçirmiştir. HIV virüsü teşhisi konulan herhangi birine genellikle HlV-proteaz inhibitörü verilir. Bu ilaçlar virüslerin insan hücresinde kendilerini kopyalama kabiliyetlerini azaltır ve bozunum işlemini yavaşlatır. Birçoklarının işe yaradığı kanıtlanmıştır ve diğerleri halen araştırılmakta ve test edilmektedir.

Uygulanan bu ilaçlar genellikle üç ilacın bir kombinasyonudur. Çeşitli bakte-riyel, mantar kökenli ve viral enfeksiyonların etki etmesini ve komplikasyonlara yol açmasını önlemek için, diğer tedaviler de uygulanabilir. HIV bulaşmış biri büyük olasılıkla bu ilaçlara ömür boyu ihtiyaç duyacaktır; öte yandan, bu ilaçlar yaşam süresini oldukça uzatabilmektedir.
Amerikada, Kanadada ve Avrupanın bazı bölümlerinde ilaç tedavisi ve kamusal sağlık programları ile HIV bağlantılı ölümlerin sayısı azalmaktadır. Ancak bu tür tedavileri karşılayamayan ülkelerde ölümler hızla artmaya devam etmektedir.
HIV ve AİDS ile ilgili gerçekler her geçen gün biraz daha iyi anlaşılmaktadır; insanlar artık virüsün hava ile ya da bunun bulaştığı biriyle normal bir temas sırasında bulaşmayacağını bilmektedir. Ancak yine de bu hastalığın getirebileceği tehlikelerin farkına varmayan ve koruyucu önlemleri ciddi bir şekilde uygulamayan insanlar da bulunmaktadır. Dünya çapında virüsün yayılmasını önlemenin temel noktası insanların eğitilmesidir.

HIV ENFEKSİYONUNUN VE AİDSİN ÖNLENMESİ

Henüz mevcut bir HIV aşısı yoktur. Geçerli olan tek önlem, eğitim ve aşağıdaki öneriler doğrultusunda davranış modellerinde değişiklik yapmaktır:
► Cinsel ilişkide prezervatif kullanılması.
► Genital ülser oluşumunu azaitmak için cinsel yolla bulaşan diğer hastalıkların tedavi edilmesi.
► Damar içi enjeksiyonlar için daima temiz iğne ve şırınga kullanımı.
► Kan ve kan ürünlerinin taranması.
► Uzmanlar tarafından yürütülen gizli HIV taramalarına dahil olunması ve enfeksiyonun başkalarına bulaşmaması için neler yapılması gerektiği konusunda bilgi alınması.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir